Jameikalı Zenci Çocuk

Ne yazık ki ülkemizde;

Fikir ve düşüncelerini söyleyen kadınlara saygı göstermek yerine ” Çok bilmiş “,

sadece bir birey gibi kendi haklarını savununan kadınlara destek olmak yerine 

” Feminist “,

eğitim ve öğretimi ailesi yüzünden tamamlanmamış kadınlara yardım eli uzatmak yerine ” Cahil “,

ailesinin bir başlık parasına sattığı kadınlara, istedikleri gibi bir hayat şansı tanımak yerine ” Namus “,

kendini rahat hissedeceği şekilde giyinen kadınlara, hoşgörülü ve seviyeli bir bakış taşımak yerine ” Ayıp “,

sevgilisine veya kocasına karşı ufak veya büyük bir hatada bulunan kadınlara karşı sebebini söylemesi için bir fırsat tanımak yerine ” Kaşar “,

seksüel bakımdan istekli olan kadınlara, duygularını böyle yaşayabiliyor demek yerine ” Orospu “,

deniyor olsada.

Bütün bunlara inat.

Tüm kadınların ” Dünya Kadınlar Gününü ” kutlarım.



Lütfen söyle bana; duygularını neden kontrol etmek zorundasın ki ?
Bişeylere üzülmeden, bi şeylere sevinmeden.
Bi şeylerin seni üzmesine izin vermeden, bi şeylerin seni sevindirmesine izin vermeden.
Bir şeylerin sana bi şeyler hissettirmesine izin vermeden ve bi şeylerin sana karşı bi şeyler hissetmesine izin vermeden ne kadar yaşıyabilirsin ki ?

Düşüncelerini ve düşündüklerini al gel. Bu gece sen neyden istersen ondan konuşacağız. Bir şartım var ama; ben ne istersem onu dinleyeceğiz.

Yaşadığımız hayattan beklediğimiz şeyler neler olursa olsun her zaman için şu kural geçerlidir; ” Turşucunun ikramı turşu suyu olur. “. Ben bu durumu şöyle nitelendiriyorum; ” Beklediğinin veya beklentinin geldiği yöne doğru bakamama durumu. “.

Doğum tarihimden, sallıyorum ki 1 gün, önce veya da sonra doğmuş olsaydım eğer. Gene ben şu an ki ben olur muydum ? Yoksa tamamen farklı bir benliğe mi sahip olurdum ?

Sanırım hiç bi zaman bilemeyeceğim için bu konuya daha fazla kafa yormama gerek yok.

Hadi uyuyalım artık, geç oldu sevgilim. Yarın sabah erken kalkıp dün gece başka bir yatağı terkettiğim gibi burayı da terketmem gerekiyor.

Hayat boktan. Ama güzellikleri de var.  Şimdi oturup düşünmeye başlasak hangisi için düşünmemiz gerekir ?

Döndüm baktım ve;

Sende kendini beğenmiş birisi olarak şu anlamsız hayatını sürdürüyorsun.

Evet, sende kendine olan özgüvenin yüzünden her şeyi sonraya erteliyorsun nasılsa yaparım dercesine.

Gözyaşlarını kimseye göstermezken, kahkahalarını herkesin duyduğundan emin olmak istiyorsun.

Bütün gün hiç bi’ şey yapmadan oturduğun yerde, kafanda oluşturduğun düşüncelerin içerisinde bir oradan bir buraya koşturarak sadece kendini yoruyorsun.

Düşünürken içtiğin sigara sayısı, yaşamak için aldığın nefes sayısına eşitleniyor giderek.

Kafanın içerisinde yaşadığın gel-gitlerin sayıları o kadar çok arttı ki, tam olarak hangi tarafında kalacağını kestiremediğin anlar yaşıyorsun kurduğun düşünceler için.

Hayatını havasızlıktan küf tutmuş ve boyaları akmış, bazı bazı yerleri sigara isinden kararmış, güneş ışığından hiç bir yarar göremeyen, neredeyse 4. bir duvara bile ihtiyaç duyulmayacak kadar küçük bir odanın içine hapsetmişsin. 

Genede bunların hiç biri hayal dünyanda, bi’ mükemmeliyetçil varoluşun, bi’ en üst seviye üstünlüğün, bi’ dokunulamaz karakterin içerisinde yaşadığın gerçekliğine karşı gelebilecek durumlar değiller senin için.

Üzgünüm sevgilim, giderek bana benziyorsun. Her sana baktığımda gördüğüm “kendimden” ben bile nefret ettim. Sendeki ben olarak katlanılamaz birisinin doruklarında olduğumu fark ettirdin. Sana böyle davranman için daha fazla kendimden enjekte edemem. Seni bu lanet durumdan azad ediyorum. Eski yerinde duramayan, mutluluktan her an kalp krizi geçirebilecek olan yaşantın benden uzakta bir yerlerde seni bekliyor.

Elveda demiyorum sana, çünkü bana o kadar benzedin ki sevgilim. Kendime elveda edebilmem için bir silaha ihtiyacım var. 

O yüzden sadece odalardan uzak dur.

Normalde söylemem gerek şeyleri anlamayı başarabilecek insanlar dışındaki herkesle paylaşmıyorsam bu beni düzenbaz mı yapar yoksa… neyse ne diyordum?

Recep Tayyip Erdoğan “Fatih Projesi” isimli konunun açılışında yaptığı konuşmada; “Bu gençliğin tinerci olmasını mı istiyorsunuz? Büyüklerine isyankar bir nesil mi olmasını istiyorsunuz? Milli manevi değerlerinden kopuk hiçbir istikameti olmayan, meselesi olmayan bir nesil mi olmasını istiyorsunuz. Biz sizlerle burada anlaşamayız. ” demiş. En başından her hangi bir dine bağlı olmayan, Müslüman olmayan veya muhafazakar olmayan herkesin tinerci olduğunu hadi kabul ettik diyelim. Senin bizim büyüğümüz olman gibi her hangi bir durum yok iken. Kendini buna inandırarak isyan etmemize yanlış gözüyle bakıyorsan. Diyelim ki büyüğümüzsün oturup düşünmüyor musun isyanın nerede ? , nasıl ? vede neden ? başladığını. Ayriyeten devlet olmak; “manevi değerleri belirlemek” demek olmamıştır hiç bir zaman. Meselemizi veya geleceğimize yönelik planlarımızı belirlemek gibi bir lüksü hiç bir zaman olmamıştır. Bu düşünceye saldırıdır. Suç budur. Devletin başında ki adam daha ” Devlet kelimesini anlayamıyorsa eğer isyan tabi ki zorunludur, şarttır. Tinercilerden de olsa gereklidir. Recep Tayyip Erdoğan biz tiner çeken insanlar, meselesi ve manevi değerleri olmayan insanlar olabiliriz size göre. Sizde bize göre çok farklı hakaretler içeren şeyler hissettiriyorsunuz. İşte bu yüzden sizinle hiç bir zaman anlaşamadık ve anlaşamayacağız.

Belindeki dövme olayım Saçındaki nem olayımNefesin olup içine dolayımEz geç yürüdüğün yollar olayım

Belindeki dövme olayım 
Saçındaki nem olayım
Nefesin olup içine dolayım
Ez geç yürüdüğün yollar olayım

pembesinekk:

Bazen hayat böyle.

pembesinekk:

Bazen hayat böyle.